Sokak Nabzı Türkiye'nin Günlük Nabzı

Körfezde Fırtına Bulutları: Halkın Savaş Endişesi

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun raporuyla alevlenen gerilim, Körfez'deki hareketlilikle halk arasında tartışma yaratıyor. Kimisi kıvılcımı yakın görüyor, kimisi uzak tutuyor.

Bahreyn açıklarında bir filonun motor homurtusu, Körfez'in nemli havasını titretiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun bu haftaiçi yayınladığı rapor, İran'ın nükleer çalışmalarıyla ilgili; ardından ABD'nin 'İran'ın askerlerimize saldırı hazırlığı yaptığına dair emareler' açıklaması gelmiş. Abraham Lincoln uçak gemisi bölgeye sevk edilmiş, dört B-52 bombardıman uçağı Katar'daki El Udeid Hava Üssü'ne inmiş, 5. Filo alarma geçmiş. Halkın yorumlarında bu hareketlilik, 'çekirgenin 3. sıçraması' olarak görülüyor; ilki Irak, ikincisi Afganistan. İran'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi, İsrail'in Trump yönetimi üzerindeki etkisi –Kudüs'ü başkent ilan ettirmesi gibi– yıllardır beklenen operasyonun yaklaştığını düşündürüyor bazılarına.

Öte yandan, dengeli bir ses yükseliyor: 'Şimdilik ufukta görünmüyor,' diyor yorumcular, Türkiye'nin göbeğinde Güney Kafkaslar'da süren stratejik ve ekonomik rekabeti vurgulayarak. Bazıları ise 'artık biraz zor ihtimal' buluyor; Ortadoğu dönüşümü sebebiyle iki ülkenin yakınlaştığını söylüyor. Fujairah'da dört ticari gemiye sabotaj düzenlenmesi, Körfez ülkelerinin katılımıyla deniz savaşına dönüşme riskini masaya yatırıyor. Senaryolar ikiye ayrılıyor: İran'ın beş etnik bölgeye bölünmesi –ki 'sıkar' diyorlar– veya rejim değişikliği için bastırmak, ki bu olası görülüyor. Ambargo listelerinden Türkiye dahil beş ülkenin çıkmasıyla İran'ın petrol satacak yeri kalmamış; ülke dışında milyonlarca İranlı rejim değişikliği için hazır bekliyor, sadece UAE'de yüz binlercesi var.

John Bolton'un CIA'da topladığı toplantıda 'rejim değişikliği'ni açıkça özetlemesi, Devrim Muhafızları'nı terörist örgüt listesine alma, ambargoların genişletilmesi gerilimi tırmandırıyor. Hürmüz Boğazı'nda 56 km'ye kadar daralan geçitte, dünyanın beşte bir petrolü akar; 'bu kadar sıkışık yerde bu boyutta gövde gösterisi hoş değil,' diyorlar. Saldırı tek taraflı olur, zira Amerika jeopolitik konumundan karşılık görmez; Rusya, Çin hariç kimse savaşamaz. Bu, 'eşit olmayan koşullar altında insanlık suçu' olarak niteleniyor; sonraki ülkenin Türkiye olma ihtimali yükselmiş.

Suud, Katar, UAE savaşa çekilebilir, İsrail dolaylı rol alır; 'Körfez yanacak yani, on binlerce insan ölecek.' Türkiye nötr kalır, belki Katar'ı korumak için girer –o zaman İstanbul seçimleri unutulur, bambaşka şeyler konuşulur. Büyük çatışma olsa bile bölgesel sınırlı kalır, ABD fazla ileriye gidemez. Ama ABD'yi bile iç karışıklığa sürükler. Ne yazık ki bir kıvılcıma bakar. Bu gerilim, Körfez'in sularını mı yoksa tüm bölgeyi mi yutacak?

ne yazık ki bir kıvılcıma bakar.

körfez yanacak yani. on binlerce insan ölecek.

Kaynak: https://eksisozluk.com/amerika-iran-savasi--5523473